Önce bir boşluk olur ... Önce bir boşluk olur ...

Evet, önce bir boşluk olur. Sonra bir an durakalırsın.. Her şey bir anda netleşir. Renkler, çizgiler, şekiller..

Ve farkına varırsın...

Hayat bir anda kendini hatırlatır sana... Sen oyununu nasıl ve ne şekilde oynarsan oyna. O sana kendini kendince anlatıverir...

Hani sürekli birileri akış deyip duruyorlar ya.. Tam da onu anlarsın..Akış demek, senin elinde olmayan, kontrol edemeyeceğin hayatın kendi kendine belirlediği yol..

Bu yola öylece bakakalırsın... Hani sen kendince bir yol haritası belirlemiştin.. Planların programların vardı. Hesaplar kitaplar..... Ne oldu?..

Ne olduğunu söyleyeyim sana. Akış ya da yol, ya da adına her ne diyorsan; hayatın kendi; kendi için ve senin için ve hatta herkes için, hatta tüm var oluş için, en hayırlı olanı gerçekleştiriyor.

İster bu akışın içinde var olur, sadece olanı kabul eder ve hayatına devam edersin. İstersen de akışa karşı kürek çeker, kolların kopana kadar, yorgunluktan bitap düşene kadar anlamsızca yol almaya çalışırsın..

Seçim senin..

Önce bir boşluk olur... Farkına varırsın.... Buna izin ver... Bu boşluk hissi sana akışta olman gerektiğini anlatıyor... Akışta olursan mı ne olur?

Zihninin duvarlarına çarpan sesler, anlam bulmaya başlar...Beraberinde bir rahatlama hissi... Ve yüzünde beliren o anlamsız gülümseme...

E bence buna değer...

Sizi Seviyorum..

 

3 Haziran 2015 Çarşamba

Blog arşivi için tıklayınız →